İslam’da Gençlik -3 Hasan el Benna ile son buldu.


20170527_165433_270x203.jpg

İslam’da Gençlik -3 Hasan el Benna ile son buldu.

H. el Benna: En Zayıf Amel, Başkasına Faydası Dokunmayan Ameldir.

Aile Akademisi'nin hazırladığı, Uludağ Üniversitesi Fikir ve Münazara Topluluğunun paydaşı olduğu İslam’da Gençlik 3 projesinin 4. ve son Haftası İlker BİLBEY’in sunduğu “Hasan El Benna” başlığıyla devam etti.

Konuşmasına Hasan el Benna’yı doğru anlamamız için Mısır’ın sömürgeleşme sürecini iyi anlamamız gerekir diyerek başlayan İlker Bilbey, “Mısır tarihin her döneminde dünya ve bölge coğrafyası için önemli bir merkez olmaya devam etmiştir” diyerek konuşmasına devam etti.

Programda İlker Bilbey Hocamız aşağıdaki konulara değindi:

Mısır’ın Sömürgeleşme Süreci

Mısır tarihin hiçbir döneminde tam anlamıyla ve bir bütün olarak sömürgeleşmemiş bir ülkedir. Mısır tarihinde 3 kez bir imparatorluğun hükümdarlığı altında yönetilmiş bir ülke.

Kıtaları ve kıtalar arası ticaret ve siyasi ilişkinin yürütülmesinde rol alan Süveyş kanalına sahip olması da Mısır’ın önemini daha da fazla arttırıyor. Kızıldeniz ile Akdeniz arasındaki en önemli bağlantı yoluna sahip olması bu önemi açığa çıkarıyor.

İngiliz İşgali

Mısır’ın son emperyalist saldırıya uğraması 19. Yüzyıl sonu ve 20.yy’ın başında İngilizler tarafından oluyor. 1860’larda ülkede ciddi bir buhran ortaya çıkıyor. Ve bu dönemde Mısır Mısırlılarındır sloganıyla Urabi Paşa önderliğinde bir isyan hareketi ortaya çıkıyor. Mısır’ın Osmanlı valisi Tevfik Paşa, isyanın bastırılması için İngilizlerden yardım istiyor. İngilizler bu vesileyle hem Urabi Paşayı tutukluyor hem de ülkeyi işgal ediyor. Bu işgal 1954 yılına kadar devam ediyor.

Lord Cromer Mısır’ı sömürgeleştiren ana kişilerden biridir. Tam bir İngiliz milliyetçisi olan Lord Cromer Müslümanları ve mısırlıları aşağılık varlıklar olarak görüyor. İngilizlerin tüm masraflarının Mısır’a borç olarak yazmış ve Mısır’ın

İngiliz sömürgeleşme süreci, İslam’dan uzaklaşmış bir toplumun yaşadığı yozlaşma ve Batılılaşma sürecini ortaya çıkarmıştır.

Yaşamı

1906 yılında Mısır’da doğuyor. Babasının iş yerinde Cemaleddin-i Afgani, Reşid Rıza ve Muhammed Abduh gibi isimlerin sık tartışıldığı bir ortam var. Dolayısıyla ilk eğitimini babasının işyerinde yapılan tartışmalar aracılığıyla almıştır denilebilir. Cemalledini Afgani’nin hayranıdır.

İlkokulu okuduğu okulun Hocası ez-Zehran’ın eğitiminden ve çıkardığı dergiden oldukça etkilenmiştir. Hasan el Benna, daha sonra ez-Zehran’ın açtığı Hazırlık Okuluna geçiş yapar. Bu okul bir anlamda ortaokuldur. Bu okulda 13 yaşındayken matematik öğretmeninin etkisiyle Ahlak ve Edeb Cemiyeti’nin kurulmasına önayak olur. Bu cemiyet öğrenciler arasında namaz ve ahlak konularında çalışma yaparlar. Hata yapanlara para cezası keserek toplanan paraları ihtiyaç sahiplerine ulaştırır.

Bu dönemde aynı zamanda Kuranı ezberlemeye çalışır.

Birkaç yıl sonra Haramların İşlenmesini Önleme Cemiyeti’ni kuruyor. Bu cemiyet haram işleyen insanlara isimsiz uyarıcı mektuplar gönderir.

1919 yılında Mısır’da Milli Hareket Devrimi gerçekleşir. Devrim yürüyüşlerine ve gösterilere katılır.  Bu hareketten etkilenerek milli şiirlerden oluşan bir divan oluşturur. Daha sonra düşüncelerinin değişmesiyle bu divanı yakar.

Ortaokulun bitmesiyle İskenderiye’deki Din Enstitüsü’ne ve ardından Öğretmen Okuluna gider. Öğretmenlik okuduğu yıllarda Hassafiye adlı bir tarikattan etkilenir. Bu tarikat yanlış düşünce inanışlarla mücadele eden bir tarikattır.

Öğretmenlik okuduğu yıllarda beraber kaldığı arkadaşlarıyla Hassafiler Hayır Cemiyetini kuruyor. Bu cemiyet insanları üstün ahlaklı kılmaya ve eğitim, sağlık ve sosyal çalışmalar ile halkın Hristiyanlaşmasını engellemeye çalışıyor. Bu cemiyet Müslüman Kardeşlerin altyapısını oluşturur.

16 yaşında üniversite benzeri bir eğitim almak amacıyla ilk kez Kahire’ye gider. Burada kahvehanelere gider halka yönelik konuşmalar yapar. İyi bir çevre edinir.

Kahire’de düzenli olarak Selefiyye yayınevine gider ve orada pek çok kişiyle, bu arada Reşid Rıza ile de tanışır. Fakat yayınevlerinde ve camilerde anlatılan şeylerin Müslümanların kafasını karıştırdığını ve tefrikaya neden olduğunu görerek tekrar kahvehanelere gitmeye başlar. Bu sohbetleri sayesinde sosyal seviyesi düşün ancak dini ve milli hassasiyeti yüksek olan bir grup oluşur.

Müslüman Kardeşlerin Kuruluşu

Bu sıralarda öğretmenlik okulunu birincilikle bitirir ve görevini yapmak üzere zenginlerin yaşadığı İsmailiyye’ye gider. Buradaki sosyal adaletsizlikleri ve zulümleri gören Benna ve arkadaşları kahvehanelerde sohbet etmeye devam eder.

Bu tecrübelerin ardından daha sistemli bir çalışma yapmaya karar verir. Toplumu ıslah etmenin en iyi yolunun davet ve irşad olduğunu düşünür. 1928 yılında bir grup arkadaşlarıyla beraber Müslüman Kardeşler Cemaatini kurarlar.

Bir konuşması sonrasında uğradığı suikast sonunda şehid olmuştur.

Hasan el Benna’nın Temel Özellikleri

Hasan el Benna her şeyden önce bir davetçidir. Her koşulu ve fırsatı davetin bir aracı kılmaya çalışmıştır. Örneğin izcilik teşkilatı kurmuştur. Bu teşkilattan çıkan bazı kişiler daha sonra Filistin mücadelesinin öncüleri olmuştur.

İyi bir hatiptir. İlim ve sohbet meclislerinin müdavimi ve konuşmacısıdır.

Vasat bir kişiliği vardır. İslami cemaatlere ve cemaat önderlerine karşı son derece saygılı ve hürmetkâr davranır. Onlara hediyeler verir. Ayrıştırıcı konulara girmez. Halka karşı siyasi konulara girmez.

Sistemli ve planlı hareket etmenin önemini sık vurgular. Teşkilatçı bir yapısı vardır. Her gördüğü soruna dergi, cemiyet, sohbet meclisleri gibi araçlar ile müdahale etmeye çalışmıştır. Kurduğu ve görev aldığı yapılarda kurallar, ilkeler ve yeminler ve yaptırımlar vardır.

Disiplinlidir ama aynı zamanda şefkatli bir yaklaşımı vardır.

Hayatının hiçbir döneminde bireysel davranmamıştır. Toplumu ve halkı hep öncelemiştir.

Mezhepler arası farklılaşmaya ciddi anlamda karşıdır.4 oğlunu 4 farklı mezhebe göre yetiştirmiştir.

Dertli biridir. Toplumun ıslahı için dert çekmiş, İslami hassasiyetleri için fedakârca davranmıştır.

Eğitimcidir. Öğretmenliği ve eğitimi toplumun ıslah ve irşadın bir aracı olarak görür. Pek çok öğretmen yetiştirmiştir.

Cemaat önemli imkânlara kavuştuğu zaman dahi halkı ve mazlumları hep öncelemiş ve unutmamıştır.

O aynı zamanda bir zahittir. Gece namazlarını ihmal etmeyen, zikir meclislerine katılan biridir. Bununla birlikte bireysel zikri tavsiye eder.

Hasan el Benna’nın tasavvuf yönü oldukça güçlüdür. Tasavvufu nefsi problemlerin çözümü olarak görür. Bununla birlikte tasavvufi cemaatlerdeki bazı aşırılıkları ve bidatleri görüp eleştirmiştir. Ona göre tasavvufa sonradan giren bu yanlışların tasavvufun yararlarını gölgede bırakır.

Her gece muhasebe yapmayı önemser.

Filistin meselesini gündeme ilk getiren önderlerden biridir.

Tedrici bir çalışma sergilemiştir.

Program dinleyicilerden gelen sorulara verilen cevapların ardından yapılan sertifika töreniyle sona erdi. 

 

 

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim