Yasin Kuruçay Yazdı: "Kadına Verilen Gerçek Değer"


 

Günümüzde kitleler kavramlar üzerinden ciddi ölçüde manipüle edilmektedir. Kadın hakları ve kadına özgürlük kavramları bu kandırmacanın en güzel örneklerindendir. Bu kavramlar üzerinden kadın ve aile anlayışlarına ve bu konulardaki politikalara etki edilmektedir.

Kadına özgürlük söylemi çoğunlukla geleneğin kadını köleleştirdiği ve kadının çalışma hayatına özgürce katılımı ile özgürleşeceği ön kabulüyle konuşulmaktadır. Hakim anlayışa göre kadının liberal hayatın tüm unsurlarına aktif katılımı ile de bu özgürleşme süreci devam edecektir.

Kadın hakları ve kadına özgürlük söylemlerine yönelik her eleştiri, kadın ve özgürlük düşmanı olduğu gerekçesiyle ve hak ve özgürlük kavramlarının ruhuna Fatiha okutacak bir baskı ile mahkûm edilmektedir.

Son 100 yıldır kadını güçlendirme adına atılan her adım aileyi zayıflatmış, çocuğu yalnızlaştırmış ve kadını doğasından uzaklaştırmıştır. Kadının çalışma hakkı kadar, kadının çocuğuna insanca bakabilme hakkı ve çocuğun anneliği hissetme hakkı konuşulmamıştır. Eğlence dünyası, iş dünyası, reklam sektörü “kadın hakları ve kadına özgürlük” kavramının ardına gizlenerek kadını cinsel ve ekonomik bir obje olarak kullanmıştır. Bir örnekle açıklamaya çalışayım.

Amerika'da "sigara özgürlüktür" mesajı ile sigara kadınlar arasında yayılmıştır. 20. Yy’ın başında dini ve toplumsal gerekçelerle sigaranın kadınlar arasında kullanımı son derece düşüktür. Sigarayı kadınlar arasında yaygınlaştırmak için kadın, sigara ve özgürlük kavramları arasında bağ kuran reklam/pr çalışmaları yapılmıştır.

Bunların bir tanesinde tüm ülkede büyük bir kampanya ile kadınlar jartiyerlerinden çıkardıkları sigarayı yakarlar. Bu anlamı yansıtan afişler, reklamlar her yeri kaplar. Özgürlük burada anahtar kavramdır. Bir süre sonra kadınlar artık özgürlüklerini kazandıklarını düşünmektedir. Oysa kazanan kadınları sigaraya, reklama ve endüstriye mahkûm eden kapitalistlerdir.

Diğer önemli bir nokta ise şudur. Kadın hakları ve özgürlük kavramları aracılığıyla kadınlar erkeklere karşı tahrik edilmektedir. Bu tahrikin aile yapısına verdiği zararlar ise görmezden gelinmektedir. Medya ve bu amacı finanse eden akademik çalışmalar da kullanılarak, erkek kadını sömürüyormuş algısı yaratılmaktadır. Oysa kadını asıl sömüren onu cinsel obje ve işgücü olarak kullanan neoliberal düzen ve bu düzenin zengin patronlarıdır. Ekonomik özgürlük üzerinden yaratılan kapitalist tüketim bağımlılığını görmek gerekir. “Ekonomik bağımsızlık” gerekçesiyle evinden koparılan kadın, “özgürlük” gerekçesiyle kocasından ve çocuklarından da koparılmaktadır.

Kadın hakları ve kadına özgürlüğü savunan kurumsal yapıların (kişisel iyi niyetleri kast etmiyorum) çoğunun amacı kesinlikle kadına değer vermek değildir. Kadın hakları savunucuları neden;

  • Kadınların reklam, film, müzik, moda sektöründe cinsel obje olarak kullanılmasına karşı çıkmıyor?
  • Tevrat’ta kadının aşağılamasına karşı çıkmıyor?
  • Kadınların MASON olamamasına karşı çıkmıyor?
  • Sanayicilerin kadını ucuz işgücü olarak kullanmasına karşı çıkmıyor?
  • Kadının özgürlüğü ile ilgili araştırmaları küresel şirketlerin finanse etmesine ve desteklemesine karşı çıkmıyor?

Çünkü bunların pek çoğu kadın ve çocuk hakları üzerinden aileyi yok etmeye çalışan lobilere hizmet ediyorlar.

Kadını Kullanma ve Aileyi Yok Etme Lobisi Nasıl mı çalışıyor?

UNICEF’le çalışan küresel "Save The Children " örgütü her 7 saniyede bir kız çocuğu (18 yaşın altında) evleniyor diye ÜRKÜTÜCÜ bir raporu hazırlamış. Ama;

  • Aynı kız çocukları Tayvan’da, İsveç te ve Finlandiya da üst düzey fuhuş sektöründe kullanılınca rapor hazırlamıyorlar. 
  • AVM, kafe, disko, podyumlarda aç iştahlara dekolte kıyafetlerle sunulunca rapor hazırlamıyorlar.
  • Dünyada 5 milyon aşırı müstehcen siteyi kimin ve neden özgür (!) bıraktığı ile ilgili rapor hazırlamıyorlar.
  • Oyun üreten şirketlerin aynı zamanda silah üreten şirketler olduğuyla ilgili rapor hazırlamıyorlar.
  • Tüketim endüstrisinin internet oyunlarında kızları ve kadınları şiddet ve erotizm aracılığıyla nesneleştirmesine özgürlük gerekçesiyle rapor hazırlamıyorlar. 
  • Çocukları korumanın asıl yolunun ahlak ve karakter aşılamak olduğu gerçeği ile ilgili rapor hazırlamıyorlar. 

Ve Hazırlamayacaklar...

Çünkü bunlar " ekini ve nesli helak etmeye koşanlar" lobisinin oyuncaklarıdır.

Çünkü BM çalışmaları üst aklın truva atıdır.

Çünkü… çünkü…. çünkü…..

Çünkü çoğumuz küresel kurban pazarının müşterileriyiz. Evet, ortada bir kurban vardır. Ancak kurban edilen sadece kadın değildir.

  • Kurban edilen özgürlük adı altında 150 yıldır kadın faşizmi ve şovenizmi yaratan medeniyet ve onun tuzağına düşen kadınlardır.
  • Kurban edilen kadınları sokağa atarak mağdur edilen çocuklardır.
  • Kurban edilen annelerinden şefkat ve merhamet göremeyip ekranlarda çürüyen nesillerdir.
  • Kurban edilen 150 yıldır saldırılan erkeklerdir.
  • Kurban edilen ünisex kültür aracılığıyla homoseksüelleştirilen toplumlardır.
  • Kurban edilen kadınlardır.
  • Kurban edilen çocuklarımızı, gençlerimizi ve kadınlarımızı koruyan en önemli geleneksel kale olan aile kurumudur.

Kadına Verilen Gerçek Değer…

Kuran insanın serüvenini yaradılış kıssasıyla başlatır. Kıssa kadın ve erkek merkezli bir bağlamdan söz etmez. Yaradılış kıssasının anlatılış amacı insan olma ve kulluk sorumluluğudur.

Medeniyet değerlerimizin kadına ve anneye verdiği değeri es geçerek kadın haklarını, kadınlar gününü kutlamanın sığlığından ve oturduğu bağlamdan Kuran’ın anlam haritasına sığınmalıyız. Kadına dair liberal söylemlere ayet hadis ekleyerek " dini" ?!.. şeyler söylediklerini sananlar var. Onlar "hoş" şeyler söyleyerek neoliberalizmin misyonerliğini yapıyorlar. Kadının yeri evidir düşüncesi ne kadar yanlışsa, kadının özgürlüğünü küresel sisteme hizmet edeceği şekilde yorumlamak ta bir o kadar yanlıştır. Referans kavramlar hayatımızdan uzaklaştıkça, bizim olmayan kavramların hizmetkârı oluyoruz.

Kadın önce insan sonra da annedir. İnancımız çocukları cennete kavuşmak için annesinin ayaklarının altına yatırır. Liberalizm ise çocukları annesinin tepesine çıkartır.

Kadına Verilen Gerçek Değer…

Kadına verilen gerçek değer, Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatıma’yı “babasının anası” olarak tanımlamasında saklıdır.

Kadına verilen gerçek değer, ona şiddet uygulayan erkeğinki değil onu namuslu olarak tanımlayan erkeğin verdiği değeridir.

Kadına verilen gerçek değer, onu “ Rabbetül Beyt” yani “evin Rabbi” olarak tanımlayan inancımızdır.

Kadına verilen gerçek değer, yuvayı dişi kuş yapar atasözüyle ailenin merkezine anneyi yerleştiren geleneğimizdir.

Kadına verilen gerçek değer, kız çocuklarını rahmet ve bereket olarak tanımlayan inancımızın özünde gizlidir.

Kadının ve erkeğin imtihanı kendisidir, karşı cinsi değil...

Selam ve dua ile

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Bu site’de yer alan bilgiler kaynak gösterilerek kullanılabilir. 
Eposta: info@aileakademisi.org  
Aile Akademisi© 2011
Tasarım:Baydar Bilişim